İçGöç


Toplantının ortasında yine yapacağını yaptı.

Leylekler geldi.

Yine.

Sanki geçtiğimiz bir yıl içinde dünyada hiç acı yaşanmamış, insanlar ölüp insanlar doğmamış, kafalar bozulmamış gibi. Biz iş toplantısının ortasındayken, gökyüzüne bakan camdan tavanımızın kenarından köşesinden dörtgenlere teğetler geçerek, bağıra çağıra, kocaman kocaman, upuzun bacaklı geldiler işte. Bahar gelmiş demek, doğanın herşeye rağmen devam eden, acıtırcasına kararlı yaşam düzeni işlemiş, kış geçmiş, yollar kapanmış, hüzünler yaşanmış, ama bir şekil atlatılmış. Demek yeniden yollara dökülme zamanı gelmiş leyleklere, yine gidip ege'de marmara'da, büyük şehirleri deniz kenarı gürültülü yazlıklara bağlayan şehirlerarası yolların kenarlarına, köy evlerinin çatılarına, elektrik direklerine özenli, süklüm püklüm yuvalar yapma zamanı gelmiş. Her sene tanık olduğum bir küçük şey, bir büyük göç. Geldiler mi sevinirim, bir de giderler sonbahar oldu mu. O şimdilik önemli değil. Önemli olan her yıl bunu gördüğüm zamanın, o biricik anın farkında olmak. Yılda sadece bir kaç gün, gökyüzünde halkalar çizerek süzülen o yaratıklara içimden, hoşgeldiniz demek. Şaşmadan, şaşırarak, unutmadan. Ve teşekkür etmek.

Kırlangıçlar da yolda mıdır?Onlar ne zaman gelecekler simsiyah bedenleri ve çatal kuyruklarıyla?
Labels:
edit

No comments: