Insanin Sinirlari
Saturday, March 19, 2011
Bu hollanda klavyesi agzimi bozuyor. Soylemek istediklerimi carpitiyor. Bir adam gunun birinde Buyuk Kanyonda kisa ve keyifli bir gun gecirmeye gider; ama talihsiz bir kaza sonucu kadinlik organini andiran bir yarikda 5 gun gecirmek zorunda kalir. Yiyecek olmadan ve cok az suyla. Ya orada olecektir ya da kolunu kesip kurtulacaktir oradan. Bu hepimizin ikilemi. Attik kendimizi oralardan; attik kendimizi sehirlere; apartman dairelerine ve 24 saat sicak sulu altyapi sistemlerine sigindik. Bir daha o korkulari, o zorluklari yasamayalim diye. Isik icin gunese bagli olmanin; su icin yagmur duasi etmenin ezikliginden kurtulalim ve umarsizca cogalabilelim diye. Cogaldik da. Sonra tekrar sikinti basti bizi; yine kendimizi kanyonlara; baska hicbir canlinin akil sir erdiremedigi yuksekliklere; gunes isiginin bile penetre edemedigi derinliklere attik. Kendimizi yine tekrar o bilinmeze o acizlige gark ettik. Bu sefer yanimizda getirdiklerimize bagimli olarak. unutmustuk cunku yagmur duasi etmeyi ve gunesin kaprislerine anlam vermeyi. Boyle olunca; elimiz bir kayanin altina sikistiginda; ne fotograf makinemiz; ne cakimiz; ne guvenlik kolonlarimiz ne de karabinalarimiz fayda etti. Geriye tek sey kaldi: binlerce yildir; varoldugumuzdan beri; bu sonsuzca uzanan yerkurede ilk defa ayaga kalktigimizdan beri icimizde; genlerimizde olan sey: yasama arzusu. Varolusumuzu hissetmek, onu saran tuhafligi kavramak ve herseye ragmen ondan uzaga kacmak uzere peydahlanmis o allahin cezasi, o anlasilamaz duygu. Hayatta kalmak ama hayatin uzagina dusmek icin. Hayatin icinden cikmak ve arkaya bakmamak. Iste insanin yazgisi bu. Nereye gidecegi belli olmayan; garip bir yazgi. Bir atin tum hayati icine alircasina acilan burun deliklerindeki hayat. Ve kor atesin etrafindaki herseyi yok eden gucu. Iste insanin yazgisi bu. Modern bir cuma aksaminda; hayatin kuzey yarimkuresinde...
Labels:
İnsanın Halleri
edit
No comments:
Post a Comment