Çitayı Yükselttik

http://xaxor.com/photography/36323-big-cats-photography-part-2.html


Ben bu bakışıbiliyorum sanki bir yerden...Mesela trigonometriye bakarkenki surat ifadesi...veya David Lynch filmlerine....Ama bu bakış o bakışolamaz...Çünkü bir kere çita cool bir hayvan....Antwerp hayvanat bahçesinde vardı böyle çitalar....Bir de puma vardı, siyah gibi ama yakından bakınca(yerse)aslında aynı leopar deseni....Haute Couture diye buna derim ben. Hayvanat bahçesinde yazık garibim o tellerin arkasında, kendisini görmeye gelen insanlara tepkisini gösteremeden, öylece dolanıyordu. Yanımda bir çoçuk durdu bir ara, 5-6 yaşlarında, puma çocuğa öyle bir baktı ki ben annesi olsam hemen uzaklaştırırdım onu oradan...Kafese rağmen...O anda pumanın o savunmasız bebeyi bir et parçası, yemesi kolay bir BigMac gibi gördüğüne eminim. Tüylerim diken diken oldu bak.İnsanoğlunun neden çitayı evcilleştiremediğini anlatıyor Jared Diamond. Çita av konusunda köpeğe bin basar aslında ama kendisini saflarımıza katamamışız işte. Neden? Bu evcilleştirme konusunu Tolstoy'un Anna Karanina prensibi ile açıklıyor: Bu prensip normalde evliliklere uygulanabilir: bir evliliğin başarılı olması için bir dizi kriterin eksiksiz biraraya gelmesi gerekir. Bir evliliğin hüsranla sonuçlanması içinse bu kriterlerden birinin eksik olması yeterlidir. İşte bu prensibi kullanıyor Diamond: bir sürü faktör var, hepsi bir araya gelince bir hayvan evcilleştirilebiliyor ama tek bir faktör bile eksik kalsa işte böyle çocuklarımıza barbeküde pişmekte olan ete bakar gibi bakan hayvanlar çıkıyor ortaya.

Cesur ve Güzel

Çita kedigiller ailesine mensup, birarada yaşamayı sevmeyen bir kişi mesela. Gruplar halinde yaşamayı sevmeyen, hiyerarşi nedir bilmeyen bu tipleri ambarlara koyamazsın, üstüste yığamazsın....
Bir ikinci sebep de, çitaların çiftleşme ritüelleri. Dişi erkek uzun mesafeler koşup oynuyorlarmış çiftleşmeden önce. Yani havaya girmek için bunu yapmak zorundalar. O geniş Afrika düzlüklerini hayvanat bahçesine sığdırmak mümkün olmadığı için, çitalar esarette üremiyorlar. Bu da evcilleştirilmelerini imkansız kılıyor.
Üçüncü sebep de tabii ki et yiyen, hızlı koşan birer avcı olmaları. Yani insanı hooop diye mideye indirebilirler canları çekerse. Değer mi bu riske ey insan?

Çita işte, kedinin büyüğü

Evde kedi besleyenler bilir, kedi de aynı çita gibi pek insana aldırış etmeyen, kendi kuyruğunun dikine giden bir kişidir. İstedi mi gelir, istedi mi gelmez, sinirlenirse hiç acımaz retinanızı yırtar, eve başka kedi getirseniz deliye döner, tüm gün yalnız takılıp delirmez, kendince gizli köşeleri vardır kıçınızı yırtsanız bulamazsınız falan...
Çita da böyle işte. Sadece daha büyüğü yani retinayı değil kafayı olduğu gibi alır sinirlenirse.
Bu sebepledir ki kendisini ancak böyle güzel fotoğraflardan, uzaktan sevebiliyoruz.
Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli çita kardeş. Yaklaşma, ötede dur.
Fotoğrafın sahibi daha neler çekmiş neler. Uzaktan sevmek için:http://xaxor.com/photography/36323-big-cats-photography-part-2.html


Labels: , ,
edit

No comments: