FREE RAINER – DEIN FERNSEHER LÜGT


Şimdi artık herkes evinde. Göz göz odalardan ışıklar sokağa taşıyor, Chuck'ın dediği gibi bizi eğlendiren televizyonların ışıkları. Bir an için durup bakınca, bir anti-ütopya'nın vücuda gelmiş hali. Belli bir saat olunca herkes programlanmış gibi gidip o evin baş köşesine yerleştirilmiş televizyona bakıyor. O da sanki hepimizi karşına alıp didaktik konuşmalar yapan aile reisi. Reclaim Your Brain'de gördüm ki, bu türkiye'ye özgü bir durum değil. Almanya gibi bir ülkede bile aynı sorun var. Medya'nın gittikçe yozlaşması, artık bir iletişim ve eğitim aracı olmaktan çıkıp, adeta bizi birer gerizekalıya, hissis birer zombiye dönüştürme aleti haline gelmesi. Hastalık gibi bütün ülkelere yayılıyor.
Filmin sorduğu soru çok netti: İnsan nasıl bir yaratık özünde? Ucuz ve düzeysiz saçmalıkları, nitelikli eserlere tercih eden, cahil aptal, bomboş bir yaratık mı? Yoksa aptal dizileri izleye izleye o aptal dizilere alıştırılmış, sınırlarını, yaratıcılığını, insanlığını unutmuş bir kurban mı?
Ne zaman tekrar ipleri alacağız elimize? Ben onu bekliyorum. Umutla. İkinci fikre katılıyorum çünkü.
Labels:
edit

No comments: