Pansız Sabahlar

Aklıma evde kedi beslemek çok küçükken düştü. Yıllarca bunu yapamadım, çünkü ailem izin vermedi. Ne zaman ki kendi paramı kazandım ve kendime ait bir evim oldu, ilk yaptığım şey bir değil, iki kedi almak oldu eve. S. arayım sokağında kedi yavruları olduğunu söyledi. Hemen taksiye atlayım gittim. Bir sürü küçük güzel kedicik orada beni bekliyordu. Hepsi annelerinin yanındaydı. Bir tanesi gelip ayağımın üzerine oturdu ve simsiyah kürkünün içinden parlayan sütten maviye dönmüş gözleriyle bana baktı. Tamamdı işte. Tavlanmıştım. Bu dişi kedinin yanında bir de erkek lazımdı. Kutunun dibinde hasta duran kediyi aldım. Ona bir şans vermek istedim. Veterinere götürdüm, birkaç gün iyi oldu fakat yaşamadı. Onu arka bahçeye gömdüm. Yine aynı yere gidip başka bir erkek almak için. Pan’la orada kesişti yollarımız. Güzel gri kürküyle annesinin yanında yatıyordu. Hiç ayrılmak istemiyordu annesinden. Ama ben onu alıp eve getirdim. Birkaç gün saklandı. Sonra alıştı.

Çok yakışıklı, sağlıklı bir oğlan çocuğu oldu. Kediler binlerce yıldır bizimle beraber. İnsan nefesinin ısıttığı mekanlara alıştılar, yemeklerimize, tuhaf huylarımıza alıştılar. Mobilyalara, küvetlere, yemek kaplarına, gece uyuyup sabah uyanmalara alıştılar ve hayatımızın bir parçası oldular. Bugün dünyanın dört tarafında kedileriyle yaşayan, onlar için çoğu insanın ‘deli’lik diyeceği zahmetlere katlanan, kedilerinin şaşkın hallerini sevgiyle dolu kahkahalarla videoya çekip YouTube’a koyan binlerce insan var. O insanların oluşturduğu gönül birliğine dahil olmak bana mutluluk veriyor. Kediler kendine has halleriyle komik, sofistike ve şahsiyetli hayvanlar. Bu yüzden onları eve kapatmak, bu muhteşem avcıları bisküviye benzer şeylerle beslemek ve kısırlaştırmak beni üzüyor. Pan’a böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Muhtemelen çok yaşamayacak. Hayatının ilk iki yılı bahçede geçtiği için mutluyum. Hep korkak bir kediydi. Onu annesinin yanından kopardığımdan beri. Bahçeye çıktığında hep vakur sokak kedilerinden dayak yerdi. Bir keresinde onu son anda içeri aldım, kocaman bir sarışın toraman onu köşeye sıkıştırmıştı. Altına kaçırdı. Temizledim. O benim yakışıklı oğlumdu ve gözümdeki yerini bu küçük olay değiştiremezdi asla.

Benim için işleri her zaman kolaylaştıran, iyi huylu, akıllı, çekingen oğlum benim. Bugün seni kaybettik. Ben de bir kedinin arkasından gözyaşı döken insanlardan birisi oldum bugün. Bugün ben de bir kedinin insanın hayatını nasıl değiştirdiğine, insanın kanına nasıl girdiğine, konuşmadan nasıl da sessizce sevgiyi paylaştığına tanık olmuş birisi olarak, onsuz geçireceğim günlere, güneşli akşamüstlerine, yanıma sokulduğu, beni ısıttığı, beraber uyuduğumuz kış gecelerine, beni patileriyle uyandırdığı sabahlara ağlıyorum şimdi. Bunların eksik kalmış olmasına. Her kedi sahibi bir kediye bağlanırken bir gün ondan ayrılacağını için için biliyor elbette. Çünkü hayat doğal akışıyla ilerlerse, ömrü bizden çok daha kısa olan bu tüylü karakterleri gömeceğiz, cansız bedenlerini elimize alacağız, son günlerinde yanlarında olup onlar için ağlayacağız. Bunu biliyoruz. Ama yine de çok can yakıyor seni kaybetmiş olmak. Umarım son anlarını rahat, korku yaşamadan geçirmişsindir benim ürkek oğlum. Benim iyi huylu, akıllı, ürkek kedim…





Labels: ,
edit

1 comment:

Starla said...

canım, çok üzüldüm. seni tanımıyorum, tesadüfen blogunla karşılaşıp takip etmeye başladım.
benim de 13 senedir bizimle olan bir kedimiz var, nasıl hissettiğini çok iyi anlıyorum.
keşke bu durumu değiştirebilecek bir şey yapabilseydim senin için..

başın sağolsun.